My Blog

Biraz Sessizlik..

Ne kadar çok şey dinliyoruz yerli yersiz.. İnsanlar konuşuyor, televizyon konuşuyor, beynimiz konuşuyor, iç sesimiz ise hiç susmuyor. Kaybolup gidiyoruz çoğu zaman.

Size de kesin oluyordur bazen birini dinliyorsunuz dur ama sizin kafanız o kadar başka bir yerdedir ki karşınızdakini duymazsınız ya da dinliyor gibi yaparsınız. Çok konuşuyorsun sen az biraz sus diye de söylenmiyor tabi.. O kadar kontrolsüz gidiyoruz ki bu konuda. İnsanlarla konuşurken az ve öz konuşmaya özen göstermeliyiz. İnsanlara anlattığınız şeyler karşı tarafı boğmamalı. Hiç susmadan konuşan insanlar vardır. Karşı tarafı hiç dinlemez. Ya da karşı taraf bir cümle etse, o lafına da atlar yine kendi konuşmaya devam eder. Bu size hiç bir şey kazandırmaz. Aksine psikolojisi bozuk bir insan gibi görünürsünüz.

Söz insanın terazisidir. Fazlası ziyan, azı vakardır.

Çok konuşmanın size faydasından çok zararı olur. Biraz az konuşun. Konuşmak yerine dinleyin. Dinlemek o kadar güzel bir huzurdur ki.. Bırakın siz söylemeyin bırakın karşınızdaki konuşsun. Dinlemek bir erdemdir. Yedi yaşındaki bir çocuğu dinleyin mesela. İnanın onu dinlemek size çok şey katacaktır. Ya da 70 yaşındaki bir insanı dinleyin ..

Susmak ve dinlemek..

İbadet ederken sadece susarız , dinleriz ve maneviyat konuşur. Bir kediyi ya da köpeği severken sadece susarız , dinleriz ve huzur çıkar ortaya sessizce. Meditasyon yaparken hep sessizlik önemlidir, konuşmaz sessizliği dinleriz. Huzuru sessizlik verir. Bazen hiç konuşmazsın karşındakinin gözüne bakarak anlaşırsın o bile yeter. Yani bazen susunca çıkar bazı şeyler ortaya. Çok konuşmak, bolca konuşmak bir anlam değildir. Söz gümüş ise sukut altındır diye boşuna dememişler. Konuştuğumuzda konuştuğumuzu zannederiz aslında fakat susmayı becerebildiğimiz zaman her şey esas o zaman konuşmaya başlar. Biraz susmak herkese iyi gelecektir ..

Yunus Emre de diyor ki:
Sözünü bilen kişinin, yüzünü ağ ede bir söz.
Sözü pişirip diyenin, işini sağ ede bir söz.
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,
Söz ola zehirli aşı, bal ile yağ ede bir söz.

nesBiraz Sessizlik..
Daha fazla oku

Güzelin Neden Şansı Olmaz?

Güzellik kişiye göre değişir. Size güzel gelen şey başkasına güzel gelecek ya da başkasına güzel görünen şey size güzel görünecek diye bir kural yok. Hele ki gönül gözü ile bakılırsa her şey güzel görünür insana.

Çiçekleri düşünün.. En güzel göze görünen o kırmızı güller.. Nasıl da dalından koparılır. Ya da eski zamanlarda köyün en güzel kızını düşünelim. Ailesi tarafından aman söz olmasın aman başımızı bu kız belaya sokmasın diye daha 12-13 çocuk yaşında kendinden yaşça büyük adamlara verilmez miymiş. İçler acısı bir vahşet ne yazık ki ama güzelin neden hiç şansı olmaz?

nesGüzelin Neden Şansı Olmaz?
Daha fazla oku

Hoşgörü Nedir?

Hoşgörü

Günümüzde belki de en ihtiyacımız olan şey Hoşgörü. Artık insanların o kadar acelesi var ki , o kadar çok yetiştirmesi gereken işi gücü ya da yetişmesi gereken yerleri var ki.. Kendimizden başka her yere zamanında yetişiyor ve kendimizden başka herkesin derdinin dermanı olabiliyor ve en acısı da kendimizden başka her şeye zaman ayırabiliyoruz. Kendimizden uzaklaştıkça daha da hoşgörüsüz bir birey haline geliyoruz. Araç kullanırken yayalara yol versek mesela ne kaybederiz, ya da bize biri açıklama yaparken kendi düşüncelerimizden sıyrılıp, karşımızdaki bize ne anlatıyor ne hissederek söylüyor diye düşünsek? Ne olur biraz bir şeyleri hoş görsek..

nesHoşgörü Nedir?
Daha fazla oku

Marına Abramovıć Kimdir?

Marina Abramović, Sırp performans sanatçısıdır. Marina Abramović, 1960’larda ortaya çıkan vücut sanatı (body art) akımının önemli bir temsilcisidir. Abramović performanslarıyla fiziksel ve zihinsel potansiyelin sınırlarını zorlayan bir sanatçıdır. insanların gözü önünde yaptığı cesur ve ilginç performansları ile de çok konuşulmuştur. Abramović kimi insanlara göre deli , kimi insanlara göre çılgın kimi insanlara göre de gerçek bir sanatçı ..

nesMarına Abramovıć Kimdir?
Daha fazla oku

ZAMAN Nedir?

Zaman kavramı.. Ne kadar da gizem dolu ne kadar da sır dolu bir kelime. Dilimizde değil midir hep ; “zaman her şeyin ilacı”, “her şey zamanla geçer” gibi cümleler. Ya da “zamana bırakmak en iyisi” .. Peki kim bu zaman? Her şeyin çözümü olan şey ne idi ?

Zaman neden hep ileriye doğru akar mesela hiç düşündünüz mü. Ya da geçmişe dönmemize neden izin vermez. Dün mesela. Neler yaptığınızı ne yediğinizi ya da kiminle ne konuştuğunuzu hatırlarsınız elbette. Peki o ana neden tekrar gidip içinden yaşamaya devam edemeyiz? Neden hatırlayabildiğimiz anlardan hayata başlayamayız?

nesZAMAN Nedir?
Daha fazla oku

Uzay Oteli 2021 Yılında Açılıyor ..

Dünya beni artık sarmıyor , ne Antalya sahilleri ne Bodrum geceleri ne de Maldivler .. Bıktım artık diyorsanız, sizlere yeni bir alternatif geliyor. Uzayda tatil. Evet yanlış duymadınız. Dünya sizin olsun ben gidiyorum diye atar yapacaklara da buradan duyurulur. Artık yaptığınız atarınızın sonu Uzayda bir tatil neden olmasın ? 😀

nesUzay Oteli 2021 Yılında Açılıyor ..
Daha fazla oku

Dünyanın İlk Yazılımcısı Kimdir?

1815 yılında Londra’da dünyaya gelen Ada lovelace dünyanın ilk yazılımcısıdır. Annesi Annabella (nee Milbanke) matematikçi, babası ise ünlü ingiliz şair Lord Byron dur. Ada  8 yaşında iken babası vefat eder. Ada’nın matematik ile ilgisi fazladır. Aynı zamanda babası gibi sanata da düşkündür. Kendisi hem annesinden hem babasından aldığı özelliklerini harmanlayıp yoluna devam etmiştir. Ada matematiğe ve bilime o kadar ilgiliydi ki henüz 13 yaşındayken uçan bir makine tasarlamıştır.

nesDünyanın İlk Yazılımcısı Kimdir?
Daha fazla oku

Ankara’da anlam veremediğimiz şeyler şimdi Nerede?

Ankara’da anlam veremediğimiz bir sürü şey var aslında. Şehir daha güzel görünsün diye bazen değişik yapıtlar konumlandırılabiliyor. Genelde bu konulan yapıtlar ya da projeler şehir ile alakalı olur. Yani şehir’i tanıtan, şehir ile bağlantılı , şehir’i anımsatan ya da bazen o ülkeyi bile temsil edebilen yapıtlar olabiliyor bunlar. Mesela Fransanın Başkenti olan Paristeki Eyfel kulesi (La Tour Eiffel) , Brezilyanın Rio de Janeiro şehrinde Corcovado Dağı üzerinde yer alan Dünyanın yeni yedi harikasından biri olan Kurtarıcı İsa Heykeli ya da Almanyanın Başkenti Berlindeki  zafer anıtı  (siegessaule) gibi..

nesAnkara’da anlam veremediğimiz şeyler şimdi Nerede?
Daha fazla oku

Mutsuzum ,Mutsuzsun, Mutsuzlar ..

Psikolojisi bozuk olmayan her bireyin iç güdüsüdür.. Mutlu olmak. Nasıl mutlu olacağımız konusunda fazla bir fikrimiz olmasa da hayatımız boyunca hep mutlu olmak ve mutlu yaşamak isteriz. İnsan doğası gereği her zaman iyiye güzelliğe meyleder. Kim bilerek isteyerek mutsuz olmak için çabalar ki desem hepiniz içinizden şunu geçirirsiniz “tabiki de hiç kimse mutsuz olmak istemez ki “ . Böyle diyoruz ama kendimizi farkında olmadan kendi ellerimizle her gün mutsuzluğa sürüklüyoruz. Dünyadaki dert hiç bir zaman bitmez. Biz bir gün bu hayattan göç ettiğimizde bile yarın o güneş yine doğacak. Ülkenin derdi yine devam edecek, yine kötü insanlar iyi insanlara zulm edecek, yine siyaset tartışmaları olacak, yine birilerinin hakkını birileri yiyecek.. Duyarlı tabiki olalım , insanı insan yapan en temel taşlardan birisidir empati kurup duyarlı olmak.

nesMutsuzum ,Mutsuzsun, Mutsuzlar ..
Daha fazla oku

Tango Nedir?

Ateş ve Tutkunun Dansı ..

TANGO

Tango tarihte eşlerin birbirlerini tutarak yaptıkları dansların üçüncüsüdür. Kadın ve erkek yüzyüzedir. Erkek kadının sağ elini sol eliyle tutar, sağ eli ise kadına sarılmış vaziyettedir.

Eşlerin birbirlerini tutarak yaptıkları ilk dans, 1830’larda tüm Avrupada rağbet gören Viyana valsidir. Viyana valsinden önce yapılan eşli danslar resmi ve biçimseldi. Eşler, daha çok koreografik adımlar atıyorlardı ve ellerin temasından başka bir fiziksel temas ta bu danslarda yoktu. Gerçi La Volta gibi rönesans dansları şaşırtıcı bir biçimde yakınlaşma içeriyordu.

nesTango Nedir?
Daha fazla oku