My Blog

ZAMAN Nedir?

Zaman kavramı.. Ne kadar da gizem dolu ne kadar da sır dolu bir kelime. Dilimizde değil midir hep ; “zaman her şeyin ilacı”, “her şey zamanla geçer” gibi cümleler. Ya da “zamana bırakmak en iyisi” .. Peki kim bu zaman? Her şeyin çözümü olan şey ne idi ?

Zaman neden hep ileriye doğru akar mesela hiç düşündünüz mü. Ya da geçmişe dönmemize neden izin vermez. Dün mesela. Neler yaptığınızı ne yediğinizi ya da kiminle ne konuştuğunuzu hatırlarsınız elbette. Peki o ana neden tekrar gidip içinden yaşamaya devam edemeyiz? Neden hatırlayabildiğimiz anlardan hayata başlayamayız?

Zaman neden hep insana acı verir? 10 yaşındayken pastamızın üzerindeki mumları üflediğimiz an ile 70 yaşına geldiğimiz zaman pastamıza bakıp mumları üflerken ki anda aynı mıyız ? Bakan gözlerimiz aynıyken o pastaya, neden duygularımız bir olmaz? Çünkü üzerinden zaman geçmiştir..

Ya da neden bebeklikten yaşlılığa doğru ilerliyoruz ? Yaşlılıktan gençliğe doğru da akabilirdi hayat, neden tam tersini yaşıyoruz ?

Geçmişe Gitmek Mümkün mü ?

Caltech’de çalışan teorik fizikçi olan Sean Carrol’a göre mümkün değil. Sean Carroll toplantı esnasında buluştuğu Wired.com çalışanlarına bir röportaj vererek, teorilerini ve zamanın daima ileri doğru aktığı, asla geriye doğru akmadığı ve akmayacağı yönünde açıklamalarda bulundu. Röportajın konumla ilgili olan bir soru cevap kısımını aşağıda paylaşıyorum ;

W: Teorinizi sokaktaki fizikçi olmayan birine anlatır gibi anlatır mısınız?

S.C.: Zamanın nasıl çalıştığını anlamaya çabalıyorum. Ve bu da çok farklı yönleri olan, oldukça büyük bir soru. Bunların çoğu Einstein’a, uzay-zamana, saatleri kullanarak zamanı nasıl ölçtüğümüze kadar gidiyor. Fakat zamanın özellikle ilgimi çeken tarafı, zamanın yönü: Geçmişin, gelecekten farklı olduğu gerçeği. Geçmişi hatırlıyor ama geleceği hatırlayamıyoruz. Bunlar tersinmez süreçler. Bazı olaylar vardır, mesela bir yumurtadan omlet yapabilirsiniz ama omletten asla yumurta yapamazsınız. Bunu yarı yarıya anladık sayılır. Zamanın yönü fikri, 1870’li yıllara Avusturyalı fizikçi Ludwig Boltzmann’a kadar eskiye gidiyor. Kendisi, entropi denilen kavramı buldu. Entropi, varlıkların düzensizliğini gösteren bir ölçüt. Ve büyümeye eğilimli. Termodinamiğin ikinci yasası: Entropi zamanla yükselir ve varlıklar daha düzensiz hale gelir. Yani; eğer kâğıtları masanızın üstünde düzgünce toparlar ve odadan ayrılırsanız, geri döndüğünüzde her şeyin dağıldığını gördüğünüzde şaşırmazsınız. Eğer dağılmış kâğıtların, düzgünce toplanmış kâğıt istiflerine dönüştüğünü görseydiniz, şaşkınlıktan küçük dilinizi yutabilirdiniz. İşte bu entropidir ve zamanın yönüdür. Her şey dağılmaya devam ettikçe, entropi yükselir.

Yani Boltzmann bunu fark etmiş ve entropinin zamanın yönüyle nasıl ilişkili olduğunu açıklamış. Fakat açıklamasında eksik olan bir parça vardır; neden entropi bu kadar düşük başlamıştır? Neden evrendeki kâğıtlar düzgünce toplanmış durumdaydı? Basitçe ifade etmek gerekirse, gözlemlenebilir evrenimiz 13,7 milyar yıl önce muazzam bir düzen içinde, oldukça düşük bir entropi ile meydana geldi. Evren, 13,7 milyar yıldır kendi halinde dolanan ve en sonunda hiç bir şey olacak olan kurmalı bir oyuncak gibi. Fakat neden en başta kuruldu ki? Neden bu türden olağandışı düşük entropi düzeyindeydi?

İşte üstesinden gelmeye çalıştığım şey bu. Kozmolojiyi, Büyük Patlama’nın neden sahip olduğu özelliklere sahip olduğunu anlamaya çalışıyorum. Ve bunun doğrudan mutfaklarımıza bağlantılı olduğunu düşünmek ilginç. Nasıl yumurta yapabiliyoruz, zamanın tek yönünü nasıl hatırlayabiliyoruz, neden sebepler sonuçlardan önce geliyor, neden genç doğup yaşlılığa doğru gidiyoruz? Bunların hepsi artan entropi yüzünden. Bunların hepsi Büyük Patlama’nın koşulları yüzünden.

Başlangıçta hiç bir şey yoktu  ..Ne madde ne de enerji hatta boşluk bile  .. Çünkü uzayın kendisi de yoktu. Zaman da geçmiyordu çünkü zaman diye bir şey de yoktu. işte bu hiçlikten bir atomdan da küçük bir ateş topu çıktı. Güneşin çekirdeğinden trilyonlarca kat daha sıcak.. Evreni oluşturacak her şey iğne deliğinden milyonlarca kat daha küçük bir noktadan çıkıyor. Ve Zaman başlıyor.. 1 saniyede tüm kainatın ayrıntılı planı yapılıyor . Bunun nasıl olduğu ise gelmiş geçmiş en büyük sır..  Büyük Patlama .. Büyük Patlama teorisi genel olarak kabul edildi. Kavram ise 100 yıldan kısa süre ortaya çıktı. Büyük patlama teorisi, yaklaşık 13.8 milyar yıl önce evrenin tek ve belirsiz bir hacme sahip bir noktadan (tekillikten) hızla genişleyerek bugünkü halini aldığını söyler. Yani Zaman kavramı Büyük Patlama (Big-Bang) ‘ten sonra hayatımıza girmiştir.

Kırık dile çevrilen, dokuz milyonun üzerinde baskı yaparak dev bir uluslararası ün kazanan ” Zamanın Kısa Tarihi (A Brief History of Time)” kitabının yazarı İngiliz fizikçi Prof. Dr. Stephen Hawking “Zaman Oku” Bölümünde ” Neden geçmişi hatırlar ama geleceği hatırlamayız”? sorusu ile aradığımız cevapları bulabiliyoruz. İşte O bölüm;

Zaman Oku

20.yüzyılın başına dek  insanlar mutlak zamana inandı. Bu her olayın “zaman” denilen bir sayıyla özel olarak tanımlanabileceği ve iki olay arasındaki zaman aralığını iyi çalışan saatlerin hepsinin aynı göstereceği anlamına gelirdi. Ancak ışık hızının gözlemci hangi hızla hareket ederse etsin her gözlemciye aynı göründüğünün keşfi görelilik kuramına yol açtı ve bu kuramda tek bir mutlak zaman olduğu fikri terk edildi. Bunun yerine her gözlemci yanında taşıdığı bir saatin kaydettiği kendi zaman ölçümüne sahipti : Farklı gözlemcilerin taşıdığı saatlerin mutlaka aynı sonucu vermesi gerekmiyordu. Dolayısıyla zaman onu ölçen gözlemciye göreli, daha kişisel bir kavram haline geliyordu.

Kütleçekim ile kuantum mekaniği birleştirilmeye çalışıldığında “sanal”  zaman fikrinin devreye girmesi gerekti. Sanal zaman uzaydaki yönlerden ayırt edilemez. Kuzeye gidebiliyorsanız eğer, dönüp güneye de gidebilirsiniz; benzer biçimde sanal zamanda da ileri doğru gidebiliyorsanız ters dönüp geriye doğru da gidebilmeniz gerekir. Bu sanal zamanın ileri ve geri yönleri arasında önemli bir fark olamayacağı anlamına gelir.Öte yandan “gerçek” yönler arasında çok büyük bir fark vardır. Geçmiş ile gelecek arasındaki bu farklılık neden kaynaklanmaktadır? Neden geçmişi hatırlar ama geleceği hatırlamayız?

Gündelik yaşamda gerçek zamanın ileri ve geri yönleri arasında çok büyük bir fark vardır. Masadan düşen ve yere çarptığında parçalara ayrılan bir su bardağı düşünün. Bu görüntüyü kaydederseniz kolaylıkla kaydın ileriye doğru mu, geriye doğru mu olduğunu söyleyebilirsiniz. Görüntüyü geriye doğru işletirseniz yerdeki parçaların biden toplanıp geriye sıçrayarak masadaki kırılmamış bardağı oluşturduğunu görürsünüz. Bu durumda filmin geriye doğru gösterildiğini söyleyebilirsiniz, çünkü gündelik yaşamda asla bu türden bir davranış gözlemlenemez. Öyle olsaydı cam ve porselen üreticileri işlerini kaybederlerdi.

Kırık bardakların kendi parçalarını yerden toplayıp birleşerek bütün halde yeniden masanın üstüne sıçramasını neden görmediğimiz sorusuna genelde verilen yanıt, bunun termodinamiğin ikinci yasası tarafından yasaklanmış olmasıdır. Buna göre kapalı bir sistemde düzensizlik veya entropi zamanla birlikte artar. Başka bir deyişle bir çeşit Murphy kuralıyla karşı karşıyayız. İşler hep kötü gitmeye eğilimlidir! Masadaki kırılmamış bardak bir yüksek düzen durumudur. Geçmişteki masa üzerindeki bardaktan gelecekteki yerdeki kırık bardağa rahatlıkla gidilebilir, ama tersi geçerli değildir.

Düzensizliğin veya entropinin zamanla artışı, zaman oku dediğimiz, zamana yön vererek geçmişi gelecekten ayıran şeye bir örnektir. En az üç farklı zaman oku vardır. Birincisi termodinamik zaman oku, düzensizlik veya entropinin arttığı zaman yönüdür. Ayrıca psikolojik zaman oku vardır. Bu da zamanın geçtiğini hissettiğimiz yöndür, bu yönde geçmişi hatırlarız, ama geleceği hatırlayamayız. Sonuncusuysa kozmolojik zaman okudur. Bu da evrenin küçülmediği aksine genişlediği zaman yönüdür.

Özetleyecek olursak, bilimsel yasalar zamanın ileri ve geri yönleri arasında bir ayırım yapmaz.Ancak geçmişi gelecekten ayıran en az üç zaman oku vardır.

Zamanın Kısa Tarihi kitabı biraz anlaşılması zor bir kitap olsa da içinde muhteşem bilgiler barındırdığı tartışılmaz bir gerçektir. Anlaşılması zor diyorum çünkü biraz konulara hakim olmanız gerekiyor, ya da teoriler ve kuramlar hakkında fikir sahibi olmanız. Çünkü sıfırdan bir anlatımı yok.

Daha yalın anlaşılır bir dil ile yazdığı ” F***k it”  kitabı ile çok konuşulan ünlü yazar John C. Parkin yazdığı kitabında zaman ile ilgili değişik bir bakış açısı sunuyor;

Zaman kavramını da göz önünde tutun, eğer şanslıysanız dünya üzerinde 85 yıl yaşayabilirsiniz. İnsanoğlunun geçmişi 100.000 yıla kadar varıyor. Yani siz bu geçmişin sadece yüzde 0,00085’ini yaşayabiliyorsunuz ve dünya’nın 5 milyar yıllık yaşına bakıldığında insanoğlunun geçmişi çok kısa kalıyor; eğer dünya bir gündür var ise(Big Bang Teorisi bir gecedir diyor), insanoğlu 11.59.58’e kadar var olmamıştır. Bu da bizim son iki saniyedir var olduğumuzu gösterir.

Zamanı Nasıl Ölçüyoruz?

İnsanoğlu geçmişten bugüne kadar zamanı ölçmenin yollarını bulmuştur. Dünya’nın kendi ekseni etrafında ve Güneş etrafındaki dönüşünü zamanı ölçmede başarılı bir şekilde kullanıyoruz. Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönüşünün süresini 24’e bölerek saatleri, saatleri 60’a bölerek dakikaları, dakikaları da 60’a bölerek saniyeyi gözlemleyebiliyoruz. Dünya’nın Güneş’in etrafında dönüşünde geçen süreyi ise aylara ve günlere bölüyoruz. Yani günlerin, saatlerin, dakikaların, saniyelerin kısacası zamanın ilerleyişini Dünya’nın hareketini gözlemleyerek anlayabiliyoruz. Yani sürekli tekrar eden şeyleri kullanıyoruz.

Aslında en doğru ölçüm sezyum atomunun titreşim sayısına bakılarak yapılıyor. Sezyum atomu yaklaşık 9 milyar kere titreşim yapar ki bu kadar titreşimi yaptığı zaman bir saniye geçmiş sayılır. En doğru zaman ölçümü bu şekilde yapılıyor.

Günlerin Süresi Uzuyor Mu?

Bazen günün süresinin size yetmediğini düşündüğünüz oluyor mu? Ya da ”keşke bir gün 30 saat olsaydı” falan dediğiniz? Eğer böyle düşünüyorsanız sevindirici bir haberimiz var; yavaş yavaş günlerin süresi uzuyor (ama epey bir yavaş şekilde). Bundan tam 620 milyon yıl önce bir gün 21,9 saati, bir yıl ise 400 gün. Aynı şekilde 100 milyon yıl önce dinazorlar da 24 saatten daha kısa süren günlerde yaşamıştı. Fakat Dünya her geçen gün biraz daha tembelleşmeye devam ediyor. Dünyanın bu tembelliği de günlerin süresini uzatıyor.

Zaman Herkes İçin Farklı mı İşliyor?

Albert Einstein’ın uzay-zaman hakkında bilinenler için köklü bir değişiklik yapmasına kadar bilim insanları Isaac Newton’un zamanı uzaydan ve gözlemciden bağımsız  ve değişmeyen mutlak bir süreç olarak düşünmüşlerdir. Bu durum ancak Albert Einstein’in keşfine kadar geçerliydi.Albert Einsten, Isaac Newton’un tam tersine zamanın kişiye özel bir hızla akabildiği çok daha zengin bir resim çizdi. Yani evrende zaman denilen olgu herkes için ortak değildir. Einstein bu durum üzerine o kadar çok çalıştı ki sonunda uzay ve zaman arasında çok önemli bir bağlantıyı bulmada önemli bir adım attı.

Uzayda Zaman Kavramı

Bunu bir örnekle açıklamak mümkün. Uzayda bir yıl kalarak rekor bir başarıya imza atan astronot Scott Kelly ‘i ele alalım. Kelly, uzayda yaşadığı bir yılın ardından uzaydan döndüğünde 5 santim daha uzun ve dünyadaki zamana kıyasla 8.6 milisaniye daha az yaşlanmıştı.

Zaman Kavramı Ne Zaman Biter

Işık hızında (saniyede 299.792.458 metre veya yaklaşık 300.000 km diyebiliriz) hareket etseydik? İşte bu durumda zamandaki hızımız sıfır olurdu. Yani zaman bizim için dururdu. Daha doğrusu zaman kavramı bizim için kalkardı..

Zaman eğer 4. Boyut ise belki de ışık hızında başka bir boyuta geçmek mümkün olur muydu? Ya da eğer ışık hızından fazla bir hızda olsaydık? O zaman zamanda geriye mi giderdik?

Görüyorsunuz ki Zaman’a ait çözülmeyen bir sürü soru var hala.. Yazımın en başında söylediğim gibi ; Zaman kavramı.. Ne kadar da gizem dolu ne kadar da sır dolu bir kelime .. Bu sır tam anlamıyla fizikçiler tarafından ne zaman çözülür, Işık hızını yakalayabilir miyiz , geçmişe gidebilecek engeller kalkabilir mi.. Tüm bunları görmeye bizim ömrümüz yeter mi bilinmez.. Biz hala zamanla yaşıyor, yaşlanıyoruz çünkü 🙂 Zamanın değerini bilmek bizim için en iyisi..

 

 

Kaynak:

What is time? One physicist hunts of the ultimate theory https://www.wired.com/2010/02/what-is-time/

http://www.webtekno.com/uzay-ile-dunya-arasindaki-farkli-daha-iyi-anlamanizi-saglayacak-ilginc-bilgiler-h20003.html

http://www.elektrikport.com/teknik-kutuphane/uzay-zaman-kavrami-zaman-herkes-icin-farkli-mi-isliyor/12179

nesZAMAN Nedir?

1 comment

Join the conversation
  • Ayan - 12 Nisan 2018 reply

    Tek kelima HARİKA 👏👏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir